Secopedia

NATO Stratejisinde Enerji Güvenliği

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization – NATO), 4 Nisan 1949 tarihinde, Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş ittifaktır. İttifak, askeri tehditlere karşı koruma ve kolektif savunmayla üyelerinin güvenliğini sağlamayı taahhüt etmektedir. NATO’nun gündemi, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve güvenlik kavramı ve olgusunun evrimiyle birlikte, dar askeri güvenlik anlayışının dışına […]

Yazıyı Paylaşın

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization – NATO), 4 Nisan 1949 tarihinde, Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş ittifaktır. İttifak, askeri tehditlere karşı koruma ve kolektif savunmayla üyelerinin güvenliğini sağlamayı taahhüt etmektedir. NATO’nun gündemi, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve güvenlik kavramı ve olgusunun evrimiyle birlikte, dar askeri güvenlik anlayışının dışına çıkarak, yumuşak güvenlik (soft security) konularını da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu kapsamda NATO, diğerlerinin yanı sıra, “enerji güvenliği” konusunu da gündemine almıştır. Zaten enerji jeopolitiğinde meydana gelen değişimler uluslararası güvenliği, dolayısıyla da ittifak üyelerini etkilemekte olduğundan ittifakın enerji güvenliği konusunu göz ardı etmesi olanaklı değildi.

Yine de NATO’nun politika ve hedeflerinin bütünü olarak tanımlayabileceğimiz stratejik konseptlerinde enerji güvenliğinin açıkça ele alınması ancak 2010 yılında gerçekleşmiştir. Bu tarihe kadar olan stratejik konseptlerde enerji güvenliği dolaylı olarak sınırlı bir şekilde arz güvenliği ve fiziksel alt-yapı güvenliği çerçevesinde gündeme gelmişti. Soğuk Savaş sonrası dönemin ilk stratejik konsepti olan ve 1991’de yayımlanan ‘Yeni Stratejik Konsept, ittifakın güvenlik çıkarlarının kitle imha silahlarının yayılması, yaşamsal kaynakların akışının kesintiye uğraması ve terörizm ile sabotaj eylemleri gibi daha geniş nitelikteki diğer risklerden etkilenebileceğini (NATO, 1991: md. 12) vurgulamıştı. Bu anlamda Yaşamsal kaynakların akışının kesintiye uğramasını da risk olarak değerlendirerek, enerji güvenliğini dolaylı bir şekilde içermişti (Çelikpala, 2014: 88).

NATO Enerji Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Amblemi

Kaynak: https://www.enseccoe.org/en

NATO’nun 1999 yılında kabul ettiği stratejik konseptte ise çok daha geniş bir güvenlik yaklaşımı kullanılarak politik, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler öne çıkarıldı. Bunun yanı sıra yeni stratejik konseptte ittifakın mücadele etmesi beklenen sorunlar olarak politik baskı, insan hakları ihlalleri, dinsel ve etnik çatışma ile ekonomik sorunlar gibi iç siyasi istikrasızlıklardan kaynaklanacak riskler, göç ve yaşamsal kaynaklara ulaşmanın engellenmesi ile kitle imha silahlarının yayılması, terörizm ve örgütlü suç belirlendi (Aksu Ereker, 2019: 5). Böylece 1999 stratejik konseptinde de enerji güvenliği, arz güvenliği bağlamında dolaylı olarak ele alınmış oldu.

Ardından 1999 ve 2004 yıllarında gelen genişleme dalgalarıyla Sovyetler Birliği döneminin mirası olarak enerjide büyük neredeyse tamamen Rusya’ya bağımlı olan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin ittifaka üye olmaları, enerji güvenliği konusunu giderek NATO gündemine sokmuştur. Bu kapsamda NATO’nun bir sonraki stratejik konseptin yayımlandığı 2010 yılına kadar enerji güvenliği konusunda daha somut adımlar atmaya başladığı görülmektedir. Bu süreçte NATO’nun enerji güvenliğindeki rolü ilk kez 2008 Bükreş Zirvesi’nde tanımlanmış ve 2010 Zirvesi’ne sunulmak üzere NATO’nun enerji güvenliği yol haritası konusunda kapsamlı bir rapor hazırlanması kabul edilmiştir.

Enerji güvenliğinin, ittifakın gündemine bu şekilde ayrı bir alan olan girmesinde 2006 yılında Rusya’nın Ukrayna’dan Avrupa’ya giden doğal gazı kesmesiyle yaşanan Rusya-Ukrayna doğal gaz krizinin de önemli etkisi olmuştur. Ayrıca 2009 yılında Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan yeni bir doğal gaz krizi ile Rusya, Avrupa’ya doğal gaz akışını 13 gün süreyle durdurduğunda ittifak üyelerinin enerji bağımlılığının sonuçları daha net ortaya çıkmıştır. Böylece 2008’de alınan kararla enerji güvenliğini stratejik konseptine eklemeye karar veren İttifak için enerji güvenliği öncelikli konular arasına girmiştir.

Bu çerçevede 2010 Lizbon Zirvesi’nde kabul edilen yeni stratejik konsept enerji güvenliğini NATO’nun politika ve faaliyetlerine entegre etme kararı ile hazırlandı. NATO müttefiklerinin enerjide giderek daha bağımlı hale geleceği öngörülerek, ‘kritik enerji altyapısının, geçiş alanlarının ve hatlarının korunması, ortaklarla iş birliği ve stratejik değerlendirmeler ile acil durum planlaması temelinde müttefikler arasında istişareler de dahil olmak üzere enerji güvenliğine katkıda bulunma kapasitesini geliştirmek’ amacı ortaya koyuldu.

Stratejik konseptin kabul edilmesinin ardından ittifak, enerji güvenliği konusunda bir rol üstlenmek üzere çalışmalarına devam ederek 2010’da NATO Karargâhında bir Enerji Güvenliği Bölümü, ardından 2012’de Litvanya’da NATO Enerji Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini kurdu.

2021 Brüksel Zirvesi’nde NATO’nun askeri enerji verimliliğini artırma çabalarını güçlendirmek üzere tasarlanan İklim Değişikliği ve Güvenlik Eylem Planı onaylandı. Yine aynı yıl NATO Enerji Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi operasyonel enerji verimliliğinin nasıl artırılacağı, NATO’da konuşlu kuvvetlerin geleneksel fosil yakıtlara bağımlılığının nasıl azaltılacağı ile kuvvetlerin yeni enerji kaynakları ve teknolojilerine nasıl uyumlu hale getirilebileceklerine dair bir plan işlevi görecek olan NATO Operasyonel Enerji Konsepti’ni hazırladı. Bu gelişmenin bir sonucu, 2022 Madrid Zirvesi’nde kabul edilen stratejik konseptte enerji güvenliğinin, iklim değişikliği konusunun daha geniş kapsamı içine oturtulması oldu.

NATO, 2022 Stratejik Konseptini, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı ve savaşın kısa vadedeki bir sonucu olan Rusya-Çin enerji iş birliği dolayısıyla enerji jeopolitiği dinamiklerinin zorlayıcı hale geldiği bir ortamda kabul etti. Stratejik konseptin 46. maddesinde  İttifakın iklim değişikliğinin savunma ve güvenlik üzerindeki olumsuz etkisiyle başa çıkmakta öncü bir uluslararası örgüt olması gerektiği vurgulandı.  İttifak, sera gazı emisyonlarını azaltarak, enerji verimliliğini artırarak, temiz enerji kaynaklarına geçişe yatırım yaparak ve yeşil teknolojilerden yararlanarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunma konusunda da taahhütte bulundu (NATO, 2022).

Stratejik konseptin 26. maddesinde ise “ittifak üyelerinin enerji güvenliklerini artırma, istikrarlı ve güvenilir enerji tedariklerine, tedarikçilerine ve kaynaklarına yatırım yapma, kritik altyapılar ve tedarik zincirleri de dâhil olmak üzere stratejik zafiyetleri tespit edip azaltma ve ittifakın stratejik şoklara ve aksaklıklara hazırlanma, bunlara direnme, karşılık verme kapasitesini artırma” taahhüt edildi (NATO, 2022).

NATO liderleri NATO Karargâhında iklim değişikliğiyle ilgili dijital enstalasyonuna incelerken, 2021 Brüksel Zirvesi.

Kaynak: https://www.nato.int/docu/review/articles/2023/08/10/implementing-natos-climate-security-agenda-challenges-ahead/index.html

NATO’nun enerji güvenliğine yaklaşımının 1990’lı yıllardan beri geçirdiği evrimle iklim değişikliği ittifakın stratejisinin parçası olmuş, hatta stratejik konseptte bu konuda küresel liderlik rolü üstlenme hedefi ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda ileriye dönük adımlar da atılmaya devam etmektedir. 2023 Vilnius Zirvesi’nin ardından yayımlanan Bildiride de enerji güvenliğinin ittifakın ortak güvenliğinde önemli rol oynadığı vurgulanarak, istikrarlı ve güvenilir enerji arzın ve güzergahların, tedarikçilerin ve kaynakların çeşitlendirilmesinin öneminin altı çizilmiştir. Bildiride ayrıca NATO’nun kritik enerji altyapısının korunmasında ulusal makamların destekleneceği, askeri kuvvetlere güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir enerji tedariki ile enerji dönüşümüne adaptasyonun sağlanacağı belirtilmiştir (NATO, 2023). Aynı zirvede, kritik denizaltı altyapısına yönelik tehdit vurgulanarak, NATO’nun İngiltere’deki Deniz Komutanlığı (MARCOM) bünyesinde Kritik Denizaltı Altyapısının Güvenliği için Denizcilik Merkezi kurulması kabul edilmiştir.

Buna karşın NATO’nun enerji güvenliği konusunu iklim değişikliği kapsamında ele alması ve öngörülen değişime odaklanmasını, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşının yaşandığı dönemde bir çelişki olarak görenler de vardır. Kolektif bir savunma örgütü olarak NATO’nun iklim değişikliğini öncelikli hale getirmesini ittifakın özünden bir ödün olarak gören, iklim değişikliğinin mi, yoksa Rusya’nın saldırganlığının mı öncelenmesi gerektiğini tartışan bir perspektifin varlığı da söz konusudur (Hardt, 2023). Fakat enerji güvenliği açısından 2022 stratejik konseptinde belirlenen güvenlik tehditleri ve bunlara karşı sunulan çözüm önerileri enerji güvenliğini merkeze oturtmuştur. Konseptte Rusya’nın saldırganlığı da ittifakın üyeleri için doğrudan bir tehdit olarak belirtilerek, enerji güvenliği güvenlik riskleri içerisinde sayılmıştır. Enerji güvenliği, İttifakın temel görevi caydırıcılık ve savunmanın ayrılmaz parçası olan dayanaklılık (resilience) için de hayatidir. Bu çerçevede 2022 Stratejik konsepti ilk savunma hattı olarak ulusal ve kolektif dayanıklılığın önemini vurgularken enerji güvenliği dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanmıştır.

Okuma Önerileri

Makale: Aksu Ereker, Fulya, “NATO’nun Güvenlik Anlayışı ve Stratejik Konseptleri”, Güvenlik Yazıları Serisi, No 23, Ekim 2019, https://trguvenlikportali.com/wp-content/uploads/2019/11/NATOStratejikKonseptleri_FulyaAksuEreker_v.1.pdf

Makale: Çelikpala, Mitat, “Enerji Güvenliği: NATO’nun Yeni Tehdit Algısı”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 10, No 40, 2014: 75-99.

Web İçeriği: Hardt, Heidi, “How NATO Is Adapting to Climate Change?” IGCC Interview, 2023, https://ucigcc.org/interview/how-nato-is-adapting-to-climate-change/.

Rapor: NATO, The Alliance’s New Strategic Concept, 1991, https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_23847.htm.

Rapor: NATO, Strategic Concept 2010: Active Engagement Modern Defence, 2010, https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_82705.htm.

Rapor: NATO, Climate Change and Security Action Plan, 2021, https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_185174.htm.

Rapor: NATO, NATO 2022 Strategic Concept, 2022, https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_210907.htm#:~:text=The%202022%20Strategic%20Concept%20describes,and%20management%3B%20and%20cooperative%20security.

Rapor: NATO, Vilnius Summit Communiqué, 2023, https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_217320.htm. NATO Allied Command Transformation Joint Force Development Experimentation & Wargaming Branch 2023 Fact Sheet, NATO Operational Energy Concept. https://www.act.nato.int/wpcontent/uploads/2023/05/2023_Fact_Sheet_EiE_STJU23_Energy.pdf

Yazıyı Paylaşın
Fulya Aksu

Doç. Dr. Fulya Aksu, İstanbul Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Doktora derecesini 2011 yılında Ankara Üniversitesi’nden ‘Dış Politika ve Kimlik: İnşacı Perspektiften Türk Dış Politikasının Analizi’ başlıklı teziyle alan Aksu’nun akademik ilgi ve çalışma alanları, uluslararası ilişkiler teorileri, savaş ve güvenlik çalışmaları ile Türk dış politikasıdır. Doç. Dr. Aksu’nun bu alanlarda, aralarında ‘The Transatlantic Link in Turkey’s Middle Power Identity’, ‘İlkçağlardan Günümüze Haklı Savaş’, ‘Türkiye’de Güvenlik: Algı, Politika, Yapı’, ‘NATO’nun Stratejik Konseptleri’ başlıklı çalışmaları bulunan birçok yayını mevcuttur.

Infocast Projesi
Geleneksel Olmayan Güvenlik Çalışmaları
2024 © Global Academy. Tüm hakları saklıdır. Secopedia’da yayımlanan çalışmalarda ifade edilen görüşler yalnızca yazarlara aittir ve portal editörleri, yayın kurulu, Global Academy veya UİK tarafından onaylandığı anlamına gelmez.
© Global Academy. All rights reserved. Opinions expressed in works published by Secopedia belong to the authors and do not imply endorsement by the Global Academy, IRCT, Editorial Board, or the Editors.
2024 © Global Academy. Tüm hakları saklıdır. Designed and developed by brain.work