Kopenhag Okulu

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kopenhag Okulu

Yazar: Sinem Akgül Açıkmeşe

Kopenhag Okulu, güvenliğin anlamlandırılması ve açıklanmasında kullanılan geleneksel kuramlara karşı çıkan bir güvenlik yaklaşımı olarak tanımlanır. Okul, güvenliğin devlet merkezli ve askeri unsurlar odaklı biçimde analiz edilmesine bir eleştiri olarak doğmuştur.

Kopenhag Okulu adlandırmasının kökleri, 1985’te Kopenhag Üniversitesi bünyesinde kurulan Barış ve Çatışma Araştırma Merkezi’nde Avrupa Güvenliği çalışma grubunun yürüttüğü “Avrupa Güvenliği’nin Askeri-Olmayan Boyutları” başlıklı projeye dayandırılabilir. Uluslararası İlişkiler alanında özellikle İngiliz Okulu’na dair çalışmaları ile bilinen Barry Buzan ve Uluslararası İlişkiler disiplinin tarihi ve sosyolojisi hakkındaki araştırmaları ile tanınan Ole Wæver’ın güvenlik konusundaki uzmanlıkları bu çatı altında birleşmiştir. Buzan ve Wæver’ın da dahil olduğu proje grubu tarafından derlenen bir kitabı (Identity, Migration and the New Security Agenda in Europe) ve özelde de Buzan’ı eleştiren çalışması ile Kopenhag Okulu adlandırmasını ilk kullanan Bill McSweeney’dir. Buzan ve Wæver bu eleştiriye cevaben 1997’de yazdıkları makalede güvenliğe kuramsal yaklaşımlarını tanımlayan bu adlandırmayı üstü kapalı biçimde onaylamışlardır.

Buzan ve Wæver, ayrı ayrı çalışmalarında temellerini attıkları ve Kopenhag Okulu’nun özü haline dönüşen üç temel unsuru –güvenlikleştirme, sektörel analiz ve bölgesel güvenlik kompleksleri- ortaklaşa çalışmalarında geliştirip, harmanlamışlardır. Örneğin, güvenlikleştirme teorisi Wæver imzası taşırken, sektörel yaklaşım ve bölgesel güvenlik kompleksi teorisi esasen Buzan tarafından ortaya atılmıştır. Orijinalinde bireysel çabalara dayalı bu yaklaşımlar bir araya getirilerek, zaman içinde Kopenhag Okulu’nun ortak simgeleri haline dönüşmüştür.

Güvenlikleştirme yaklaşımına göre, bir sorunun güvenlik tehdidi olabilmesi için bu tehdit karşısında önlem almaya yetkili aktörler tarafından herhangi bir öznenin varlığına yöneltilen bir sorun olarak tanımlanması gerekir. Bu söylem, söz konusu aktörler tarafından rutin siyasi süreçlerin dışına taşan acil ve meşruiyet kazanmış önlemler alınmasını içerir ve ilgili dinleyici kitle tarafından bu sorunun tehdit olarak kabul edilmelidir. Bir başka deyişle, söylem yoluyla tehdidin varlığı ve kapsamı inşa edilecektir.

Kopenhag Okulu, güvenlikleştirme kavramı sayesinde, Güvenlik Çalışmaları alanının salt askeri sorunlara ve devlet-temelli yaklaşımlara indirgenmemesini öngören geniş güvenlik gündemi taraftarları arasında konumlanmış, bir yandan da bireylerin varlığını ve refahını etkileyebilecek her şeyin güvenlik sorunu olarak kabul edilmesini reddederek, geleneksel görüştekilerin güvenlik kavramının anlamını yitirmesine dair endişelerini gidermiştir. Bu üçüncü yol yaklaşımına göre, Kopenhag Okulu’na göre her şey güvenlik sorunu değildir, güvenlik söylem yoluyla inşa edilir.

ABD Başkanı George W. Bush’un 29 Ocak 2002 tarihli “Birliğin Durumu” konuşması güvenlikleştirme için açıklayıcı bir örnek teşkil eder. Bu konuşmasında Bush, “Şer Ekseni” olarak tanımladığı İran, Irak ve Kuzey Kore’nin kitle imha silahları geliştirip, terörizme destek vererek ABD’yi ve dünyayı tehdit ettiği söyleminde bulunmuştur.

Karikatürde, temsili olarak Bush’un “Kuzey Kore’yi işgal edeceğimiz düşünülüyor?
Neden bu kadar paranoya halindeler?” dediği canlandırılıyor.
Tahtada ise Şer ekseni olarak ifade edilen ülkeler listelenmiş.
Kaynak: https://geopoliticaldan.wordpress.com/2016/03/08/axis-of-evil/

Güvenlikleştirme yoluyla güvenliğin inşası, salt “olmayan” sorunların güvenlik tehditleri olarak yaratılması olarak anlaşılmamalıdır. COVID-19 salgınıyla birlikte, neredeyse tüm dünyada sağlık alanındaki güvenlikleştirmeler eliyle alınan olağanüstü önlemlere meşruiyet kazandırıldığı hepimizin tanık olduğu gelişmelerdir. Örneğin, tüm dünyada orduların COVID-19 “tehdidi” ile mücadele kapsamında görevlendirilmeleri yine güvenlik söylemleri sonucunda alınmış olağanüstü tedbirler olarak kabul edilebilir.

Sırp askerleri, Sırbistan caddelerinde tedbirlere uyum amaçlı devriye görevindeler.
Kaynak: https://www.arabnews.com/node/1656596/world (Erişim tarihi: 26 Kasım 2020).

Kopenhag Okulu sektörel analiz çerçevesi oluşturarak, güvenliği askeri, ekonomik, çevresel, toplumsal ve siyasi sektörlerde ele almakta, bir başka deyişle güvenlikleştirme teorisini bu beş sektöre uyarlamaktadır. Güvenlik sektörleri, aslında ampirik olarak var olmayan, fakat araştırmada basitlik sağlamak üzere kullanılan analitik araçlardır. Askeri güvenlik, devletlerin saldırı ve savunmaya dayalı silahlı kabiliyetleri ile birbirlerinin niyetleri konusundaki algılamaları arasında iki-düzeyli karşılıklı etkileşime ilişkindir. Siyasi güvenlik, devletlerin örgütsel istikrarı, hükümet sistemleri ve onlara meşruiyet veren ideolojilere ilişkindir. Ekonomik güvenlik, devletin gücünü ve refahını kabul edilebilir düzeyde sürdürebilmek için kaynaklara, finansmana ve pazarlara erişime ilişkindir. Toplumsal güvenlik, dil, kültür, dini ve ulusal kimlik ile geleneklerin geleneksel kalıplarının gelişimi için kabul edilebilir koşullar dahilinde sürdürülebilirliğine ilişkindir. Çevresel güvenlik, tüm diğer insani teşebbüslerin varlığının dayandığı gerekli destek sistemi olarak yerel ve gezegenin biyosferinin korunmasına ilişkindir.

Bölgesel güvenlik kompleksleri ise güvenlik sorunları makul biçimde birbirinden bağımsız olarak çözülemeyecek ya da analiz edilemeyecek kadar güvenlikleştirme ve güvenlik-dışılaştırma süreçleri birbirine bağlı olan birimlerden oluşan kümeleri ifade eder. Okul, teorinin en çok eleştirildiği “Avrupa-merkezli” görünümünü sona erdirerek, bölgesel güvenlik için genel bir teori oluşturma gayesi ile Regions and Powers başlıklı çalışmada dünyayı Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Sovyet-sonrası alan, Ortadoğu, Güney Afrika, Orta Afrika, Güney Asya ve Doğu Asya şeklinde dokuz güvenlik bölgesine ayırmak suretiyle, bu bölgelerdeki güvenlik dinamiklerini analiz etmiştir.

Kopenhag Okulu’nun bahsi geçen üç temel unsurla anılan teorik çerçevesi az sayıda yazarın katılımıyla –özellikle de Buzan ve Wæver tarafından- çizilmiştir. Buzan ve Wæver’in Kopenhag Okulu’nun gelişimine sağladıkları bu katkı, Güvenlik Çalışmalarındaki yeni yaklaşımın neredeyse tamamen bu iki yazarın adıyla anılmasına neden olmaktadır. Kopenhag Okulu temsilcilerini Buzan ve Wæver ile yukarıda belirtilen projenin araştırmacıları ile sınırlamamak gerekir. Kopenhag Okulu yaklaşımları, günümüzde Wæver’in yarı-zamanlı temsilci olarak tanımladığı pek çok yazar tarafından göç, azınlık hakları, AIDS, terörizm, insan kaçakçılığı, kalkınma, demokrasi ve çevre gibi çeşitli tematik alanlara ve/veya Kanada’dan Kazakistan’a kadar farklı coğrafyalara artan bir biçimde uyarlanmaktadır.

Kopenhag Okulu bugüne kadar sayısız eleştiriye maruz kaldı. Bölgesel analiz düzeyine verilen öncelikten insan güvenliğinin analiz merkezine alınmamasına, Avrupa-odaklı bir perspektif benimsenmesinden feminist güvenliğin gözardı edilmesine, yazılı-sözlü söylemin öncelenmesinden bedensel edimlerin ya da medyadaki görsellerin dikkate alınmamasına kadar pek çok farklı açıdan eleştirildi. Son olarak 2020’de, Alison Howell ve Melanie Richter-Montpetit tarafından kaleme alınan bir makalede, özellikle güvenlikleştirme yaklaşımının “ırkçı düşünceyi” içerdiği, metodolojik olarak “beyaz odaklı” ve “siyahi karşıtı ırkçı” olduğu eleştirileri dile getirildi. Tüm bu eleştirilere toplu olarak bakıldığında, Kopenhag Okulu’nun ne kadar önemli ve ne ölçüde tartışmalı bir analiz çerçevesi yarattığı açıkça görülmektedir.

Okuma Önerileri

  • Kitap: Barry Buzan, People, States, and Fear: The National Security Problem in International Relations, Brighton, Harvester Wheatsheaf, 1983.
  • Kitap: Barry Buzan, Ole Wæver ve Jaap de Wilde, Security: A New Framework for Analysis, Boulder, Londra, Lynne Rienner Publishers, 1998.
  • Kitap: Barry Buzan ve Ole Wæver, Regions and Powers: The Structure of International Security, Cambridge, Cambridge University Press, 2003.
  • Kitap: Ole Wæver, vd. (der.), Identity, Migration and the New Security Agenda in Europe, Londra, Pinter Publishers, 1993.
  • Makale: Bill McSweeney, “Identity and Security: Buzan and the Copenhagen School”, Review of International Studies, Cilt 22, No 1, 1996.
  • Makale: Sinem Akgül-Açıkmeşe, “Algı mı, Söylem mi? Kopenhag Okulu ve Yeni Klasik Gerçekçilikte Güvenlik Tehditleri”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 8, No 30, 2011, s. 43-73.
  • Makale: Alison Howell ve Melanie Richter-Montpetit, “Is securitization theory racist? Civilizationism, methodological whiteness, and antiblack thought in the Copenhagen School”, Security Dialogue, Cilt 51, No 1, 2020, s. 3-22.

İzleme Önerileri

Dinleme Önerileri

Görüntülenme Sayısı: 1,927