Güç Dengesi

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Güç Dengesi

Yazar: Fulya Aksu Ereker

Güç dengesi uluslararası ilişkilerin en sık kullanılan kavramlarından biridir. En genel anlamıyla uluslararası sistem içindeki devletlerin, içlerinden herhangi birinin sistemin tamamına hakim olmasına engel olacak biçimde kısa ya da uzun süreli ittifak birleşimleriyle birbirlerini dengelemelerini ifade etmektedir. Söz konusu ittifaklar diplomatik ittifaklar olabileceği gibi askeri ittifaklar da olabilir. Bu şekilde kurulan bir sistem de güç dengesi sistemi olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu sistem, sistemin her zaman en güçlü üyesinden daha güçlü olduğu varsayımı üzerinden işlemektedir. Bu ittifaklar sistemi içinde belli devlet ya da devletler kimi zaman bir tarafta kimi zaman diğer tarafta yer alarak dengenin sağlanması ve korunmasında sürekli olmayan roller üstlenebilirler. Bu tür devletlerin en tipik örneği, tarihsel olarak oynadığı söz konusu rol nedeniyle ‘dengenin dengeleyicisi’ olarak tanımlanan İngiltere’dir.

Güç dengesi sisteminin ve sistemi meydana getiren devletlerin amacının uluslararası barışın korunması olduğu dile getirilse de asıl ve öncelikli amaç devletlerin egemenliklerinin ve güvenliklerinin korunmasıdır. Zaten barış da ancak bu koşullarda sağlanabilecektir. Dolayısıyla dengenin korunması barışın korunmasından daha büyük bir önem taşımaktadır. Nitekim dengenin tehlikeye girmesi durumunda devletler savaşa başvurmaktan çekinmeyeceklerdir. Burada belirleyici olan sistemdeki büyük güçlerin sayısı ve bunların ittifaklar içindeki konumlarıdır. Bununla birlikte ‘barışı sağlamak adına’ büyük güçleri koruyan bu sistemin küçük devletleri de koruduğunu söylemek mümkün değildir.  Aksine çoğu durumda küçük devletlerin büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda feda edilmeleri oldukça olasıdır. Böylece küçük devletlerin topraklarının paylaşılması, bazı devletlerin ortadan kaldırılması ya da tampon devletler oluşturulması gibi uygulamalar güç dengesi sisteminin diğer araçları haline gelmektedir. Dolayısıyla güç dengesinin gerçekten barışı sağlayıp sağlamadığı tartışma konusudur. Bu açıdan bakıldığında, güç dengesi sistemi her şeyden önce güç politikası üzerine kuruludur ve bu nedenle de kaçınılmaz olarak devletlerin ya da ittifakların belli bir askeri gücü korumalarına dayanmaktadır. Bu ise diğer devlet ya da ittifakların kendilerini sürekli tehdit altında hissetmelerine, dolayısıyla da askeri güçlerini arttırmalarına yol açacaktır. Böylece ortaya çıkan güvenlik ikilemi ise savaşları kaçınılmaz kılmaktadır.

Güç dengesi kavramı Uluslararası İlişkiler literatürü bağlamında ilk defa Hans Morgenthau tarafından ele alınmıştır. Morgentahau’un da temsilcisi olduğu realist bakış açısına göre uluslararası siyasetin esas olarak bir güç siyaseti olması, devletlerin bağımsızlıklarını ve güvenliklerini koruyabilmek amacıyla sürekli güç peşinde olmaları uluslararası sistemin de bir güç dengesi sistemi olmasını kaçınılmaz olarak beraberinde getirmektedir. Herhangi bir devletin bu güç elde etme sürecinde diğerlerinin önüne geçerek dengeyi bozması, diğerlerinin de onu dengeleyebilmek adına güç mücadelesine girmelerine neden olacaktır.

Tarihsel süreçte güç dengesi sisteminin ilk örnekleri olarak Antik Yunan polis sistemi ve İtalyan şehir devletleri gösterilmektedir. Ancak modern anlamda sistemin esas olarak Westphalia Barışı sonrası ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Güç dengesi sisteminin en tipik örneklerinden bir tanesi Napolyon savaşları ve sonrasında toplanan Viyana Kongresidir. Napolyon önderliğindeki Fransa’nın Fransız Devrimi fikirlerini yaymak üzere yola çıkarak kıta Avrupası’nın büyük bir çoğunluğu üzerinde kurduğu hakimiyet, sistemin diğer büyük güçleri olan Avusturya, Rusya ve Prusya’yı bir araya getirmiş, İngiltere’nin de katılımıyla Fransa savaş alanında yenilgiye uğratılmıştır.  Savaşların sona ermesinden, hatta barışın bile imzalanmasından sonra toplanan Viyana Kongresi’nin amacı da savaşlar sırasında kurulan bu sistemin devamının sağlanmasıydı. Avrupa’da istikrarlı bir barış sağlayacak uzun süreli bir güç dengesinin kurulması Fransa ile imzalanan Paris Antlaşması’ndan beri büyük güçlerin gündemini meşgul etmekteydi. Buna göre söz konusu devletlerin güçlerinin toplamının, bu devletlerden herhangi birine saldıracak bir diğer devletten daha büyük olması durumunda barış korunmuş olacak, çünkü böyle bir durumda hiçbir devlet bir direnişle ve hatta muhtemel bir yenilgiyle karşılaşmayı göze almadan diğerlerine saldırmayı aklından geçirmeyecektir. Tam da bu nedenle Fransa yenilgiye uğratılmış ve gücünü büyük bir ölçüde kaybetmiş olsa bile sistemin dışına itilmemiştir. Çünkü, belirtildiği gibi küçük devletlerin sistemin devamı adına gözden çıkarılması mümkünken, Fransa gibi büyük bir gücün yokluğunda güç dengesini sağlamak mümkün olmayacaktı. Ancak güç dengesi sisteminin en tipik örneği olarak gösterilmesine rağmen Napolyon Savaşları ve Viyana Kongresi Sisteminin esas olarak bir Avrupa güç dengesi olduğu unutulmamalardır. Nitekim Kongre sonrası kurulan sistem de Avrupa Uyumu olarak nitelendirilmektedir.

1801 tarihli İngiliz karikatürü-Napoleon ve Güç Dengesi

Güç dengesi sisteminin bir diğer örneği, I. Dünya Savaşı ve öncesindeki ittifaklar sistemidir. Almanya’nın 19. yüzyıl sonunda birliğini sağlayarak büyük bir güç olarak ortaya çıkması güç dengesini sarsma tehlikesi taşıdığından, başta Fransa olmak üzere kendilerini tehdit altında hisseden devletler Almanya’yı çeşitli ittifaklarla dengelemek üzere harekete geçmiş, buna karşılık Almanya da güvenliğini sağlamak amacıyla kendi ittifaklar sistemini oluşturmuştur. Böylece sistem Fransa, Rusya, İngiltere bir tarafta, Almanya, Avusturya ve Osmanlı İmparatorluğu diğer tarafta olmak üzere ikiye ayrılırken, Viyana Kongresinin müttefikleri de karşı taraflarda yer almış oldu. Karşılıklı güvenlik endişelerinin ortaya çıkardığı silahlanma yarışı ise taraflar arasında çatışmayı kaçınılmaz kıldı. Ancak Dünya Savaşı dengenin yeniden sağlanmasını beraberinde getirmedi. Almanya, savaşın sona ermesinden sadece yirmi yıl sonra ilkinden daha etkili bir biçimde Avrupa devletleri üzerinde egemenlik kurmaya girişmiş, İtalya ve Japonya’nın da katılımıyla bunda başarılı olmuştur. Bu ittifakı dengelemek üzere harekete geçen İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği bu girişimi de sonlandırarak mevcut uluslararası yapıyı korumuştur. Böylece güç dengesi sistemi, bir kez daha başarılı bir biçimde işleyerek sistemi değiştirmek isteyen üyelerinden daha güçlü olduğunu ortaya koymuştur.

Viyana Kongresi ve Güç Dengesi

Güç dengesi sisteminin II. Dünya Savaşıyla birlikte sona erdiği kabul edilse de iki kutuplu sistemin kendisi de bir durum olarak güç dengesine dayanmaktadır. Hatta neorealist geleneğe göre iki kutuplu bir sistemde dengenin sağlanması ve korunması çok kutuplu bir uluslararası sistemden daha kolaydır. Bu sistemde denge esas olarak iki süper güç arasındaki, nükleer gücü de içine alan askeri denge üzerine kuruludur. Dehşet dengesi olarak adlandırılan bu yapıda, tarafların herhangi bir çatışmaya girmelerinin nükleer bir savaşa ve böylece karşılıklı yok olmaya yol açma ihtimali çatışmanın önüne geçmiştir. Bu dengede diğer devletler iki süper güçten biri etrafında konumlanırken, sahip oldukları askeri ve jeopolitik unsurlarla dengenin sürdürülmesine katkıda bulunabilir, ancak dengenin bozulmasındaki rolleri sınırlıdır. Bu nedenle Soğuk Savaş dönemi boyunca iki süper güç arasında bir çatışmanın yaşanmaması anlamında uluslararası barış korunmuş olurken, çevre bölgelerde ve küçük devletler arasında savaşlar devam etmiş, süper güçler de bu devletler üzerinden dolaylı olarak karşı karşıya gelmişlerdir.

I. Dünya Savaşı Öncesi Güç Dengesi
Truman ve Stalin – Nükleer Güç Dengesi

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ilk on yılı ardından uluslararası sistemin yeniden 1648-1939 sürecindekine benzer şekilde bir çok kutuplu güç dengesine doğru evrildiği görülmektedir. Bu yeni güç dengesi, ABD’den Rusya’ya, Avrupa Birliği’nden Çin’e, 21. yüzyılın yükselen güçleri Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Endonezya’ya çok sayıda gücüyle daha esnek bir yapı sergilemektedir, çünkü güç dengesi yaklaşımda da belirtildiği gibi güç dengesinin içerdiği güçlerin sayısı arttıkça ittifak yapılanmalarının esnekliği de artacaktır.

Daha fazlası için:

Okuma Önerileri

  • Kitap: Hans Morgenthau, Politics Among Nations, New York, Alfred Knopf, 1961, 3. Baskı.
  • Kitap: Kenneth N. Waltz, Uluslararası Politika Teorisi, çev. S. Binatlı, . Çınar Özen (der.), Ankara, Phoenix, 2015.
  • Kitap: Richard Little, The Balance of Power in International Relations, Cambridge,Cambridge University Press, 2007.
  • Makale: Gökcen Özkan, “Restructuring of the International Financial System within Context of International Balance of Power: An Interdisciplinary Assessment”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 7, No. 27, 2010, s. 3-25.
  • Makale: Tarık Oğuzlu, “Güçler Dengesi”, Güvenlik Yazıları Serisi, No. 15, Ekim 2019. https://trguvenlikportali.com/wp-content/uploads/2019/10/GuclerDengesi_TarikOguzlu_v.1.pdf.

İzleme Önerileri

  • Film: Independence Day, (Kurtuluş Günü), 1996.
  • Film: The Godfather,(Baba), 1972.
  • Film: The Godfather Part II, (Baba 2), 1974.

Dinleme Önerileri:

Görüntülenme Sayısı: 555