Koruma Sorumluluğu

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Koruma Sorumluluğu

Yazar: Şevket Ovalı

Koruma Sorumluluğu, insanların dört büyük suç olarak tanımlanan soykırım, etnik temizlik, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar karşısında kendi devletleri ve uluslararası toplum tarafından korunmalarını sağlayacak uluslararası bir normdur. 1990’ların ilk yarısında başta eski Yugoslavya ve Ruanda olmak üzere çeşitli çatışma bölgelerinde işlenen soykırım ve etnik temizlik gibi suçlar tüm dünyada infial yaratırken, bu suçların hedefinde olan sivillerin nasıl korunacağı konusu da uluslararası ilişkilerin gündemine yerleşmiştir. Önceleri insani müdahale kavramı kapsamında yürütülen tartışmalar, insani amaçlarla çelişir gözüken askeri operasyonlar, devletlerin egemenlik haklarının ihlali yönündeki itirazlar ve hangi koşullar altında askeri müdahalenin meşru olabileceği gibi başlıklar etrafında sürdürülmüştür.

Bu konudaki ilk ciddi adım o zamanki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından atılmıştır. Annan, devletleri tarafından korunamayan ve katledilme tehdidi ile karşı karşıya kalan insanların nasıl korunacağı ile bu amaçla ne zaman ve hangi şartlar altında kuvvet kullanımına başvurulabileceği konusunda bir çalışma yapılmasını istemiştir.  BM’in yeni dünya düzeni ve yeni tehditlerle mücadele çerçevesinde tüm yetki alanlarında yeniden yapılanmasını isteyen Annan’ın bu talebi üye ülkeler tarafından da desteklenmiştir. 2000 yılında kurulan Müdahale ve Devlet Egemenliği Hakkında Uluslararası Komisyon aracılığı ile yürütülen çalışmalar, bizzat Annan tarafından da takip edilmiş ve devletlerin nihai halini onaylayacakları bir çerçevenin çizilmesi yaklaşık beş yıl sürmüştür.

Kofi Annan, Birleşmiş Milletler Eski Genel Sekreteri

2005’te BM Dünya Zirvesi Sonuç Belgesi’nde 138 ve 139. maddeler, Koruma Sorumluluğu başlığı altında, insani müdahaledeki belirsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir düzenlemeyi üye devletlerin onayına sunmuştur. Her iki maddede de uluslararası toplumun müdahalesini gerektirecek toplam dört suç; soykırım, etnik temizlik, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıkça belirtilmiştir. 138. Madde bu dört suç karşısında öncelikli sorumluluğun devletlere ait olduğunu belirtmiş ve her devletin kendi sınırları içinde yaşayanlara karşı bu tür fiilleri önleme ve gerektiğinde engellemekle sorumlu olduğunun altını çizmiştir. Yine 138. Madde ile devletlerin bahsi geçen dört suçu önlemek ve engellemek için gerekli tüm tedbirleri almaları gerektiği ve uluslararası toplum ile BM’in devletlere bu konuda ve bir erken uyarı sistemi geliştirme konusunda yardımcı olacakları belirtilmiştir.

139. Madde ise devletlerin 138. Madde ile açıklanan sorumluluklarını yerine getirmedikleri/getiremedikleri durumlarda ne yapılacağını açıklamaktadır. Bu doğrultuda 139. Madde ile uluslararası toplumun sorumlulukları ve olası müdahale durumunda hangi BM organının yetkili olacağının da altı çizilmiştir. 139. Madde, dört büyük suça karşı koruma sorumluluğu kavramı çerçevesinde yürütülecek tüm kolektif girişimlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) onayı ve görevlendirmesi ile yapılacağı ve bu doğrultuda bölgesel örgütlerden de yardım talep edilebileceğini ifade etmektedir. Uluslararası komisyon koruma sorumluluğu raporunu hazırlarken, BMGK’nin siyasi sebeplerle kilitlenmesi olasılığını göz önüne almış ve bu gibi durumlarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun onayının alınmasını önermişse de bu önerinin Genel Sekreter Annan tarafından kabul görmediği ve sonuç metnine alınmadığı ortadadır. Beş yıl süren bir çerçeve oluşturma çabası bu şekilde sadece iki maddeye indirgenmiş ve BMGK onayı şart koşulmuştur. Öte yandan metnin en azından dört büyük suçu açıkça tanımlayarak devletlere ve uluslararası topluma bu konuda sorumluluklar yüklemesi, önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir.

Koruma Sorumluluğu kavramının sadece raporlar ve zirve belgelerinde kalmadığı, 2005 sonrasında çeşitli vakalarda hukuki bir çerçeve çizmek ve eylem planı belirlemek için kullanılan ve pratik karşılığı da olan bir hale dönüştüğü görülmüştür. Bu konudaki en bilinen örnekler, BMGK’nin Libya’da sivilleri hedef alan şiddet olaylarıyla ilgili aldığı 26 Şubat 2011 tarih ve 1970 sayılı karar ile 17 Mart 2001 tarih ve 1973 sayılı kararlardır. 1970 sayılı karar, insanlığa karşı işlenen suçlardan ve Libya Hükümeti’nin sivilleri koruma sorumluluğundan açıkça bahsetmektedir. Benzer bir şekilde 1973 sayılı karar yine Libya hükümetinin koruma sorumluluğuna ve insanlığa karşı işlenen suçlara dikkat çekerken bu doğrultuda aralarında uçuşa kapalı bir bölge oluşturmak da olmak üzere bir dizi tedbire başvurmaktadır. Koruma sorumlulupuna yapılan vurgulara rağmen müdahale kararının gerekçesi, Libya’daki gelişmelerin uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit oluşturmasıdır. Bu gerekçeye eklenen Libya’nın sivilleri koruma sorumluluğunun vurgulanması ve insanlığa karşı işlenen suçlar ifadeleri, müdahale kararının temel gerekçesini kuvvetlendiren ve müdahaleyi meşrulaştıran unsurlar olarak kalmışlardır. Bir başka deyişle Libya vakasında uluslararası toplumu harekete geçiren tek başına koruma sorumluluğu normu değildir.

Koruma Sorumluluğu, BMGK’nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Liberya, Mali, Somali, Fildişi Sahilleri, Güney Sudan, Suriye, Yemen, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi sivillere yönelik tehditlerin söz konusu olduğu pek çok kararında atıfta bulunulan bir norm haline dönüşmüştür. Bunun dışında Genel Kurul ve çeşitli organlarda alınan pek çok kararda da sivillerin dört büyük suça karşı korunması konusunda özellikle devletlerin koruma sorumluluğuna atıfta bulunulmaktadır. Koruma sorumluluğu ile ilgili tüm bu olumlu gelişmelere rağmen özellikle uygulamada pek çok önemli sorun da vardır. Kavramın tek başına bir hukuki bağlayıcılığının olması ve uluslararası toplumun sorumluluklarının neler olduğu bu sorunların başında gelmektedir. Öte yandan sivillerin dört büyük suça karşı korunmalarının BMGK’nin insafına bırakılması da özellikle acil eylem gerektiren durumlarda kavrama işlerlik kazandırılmasının önünü tıkayacaktır.

Daha fazlası için:

Okuma Önerileri:

  • Kitap: Alex J Bellamy, Responsibility to protect, Cambridge, Polity Press, 2009.
  • Kitap: Anne Orford, International authority and the responsibility to protect, Cambridge, Cambridge University Press, 2011.
  • Kitap: Gareth Evans, The responsibility to protect: ending mass atrocity crimes once and for all, New York, Brookings Institution Press, 2009.
  • Makale: Carsten Stahn, “Responsibility to Protect: Political Rhetoric or Emerging Legal Norm”,  American Journal of International Law, Cilt 101, No. 1, 2007, s. 99-120.
  • Makale: Gareth Evans, “The responsibility to protect”, The APPSMO Advantage: Strategic Opportunities: Evolving Defence Diplomacy with the Asia Pacific Programme for Senior Military Officers, Mushahid Ali, Keng Yong Ong ve Bernard Chin (der.),Singapur, World Scientific, 2016, s. 89-99.

İzleme Önerileri:

Dinleme Önerileri:

Görüntülenme Sayısı: 326