İttifak

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

İttifak

Yazar: Fulya Aksu Ereker

İttifaklar uluslararası ilişkilerin temel olgularından birisidir. Buna karşın ittifaka dair üzerinde uzlaşılmış tek bir tanım yoktur, farklı yaklaşımlardan farklı tanımlar ortaya koyulmuştur. Fakat söz konusu tanımların üzerinde uzlaştığı şey, ittifakları güvenlik ihtiyacının doğurduğudur. Hans Morgenthau ittifakları güç dengesinin zorunlu bir fonksiyonu olarak tanımlamakta ve ittifaklar aracılığıyla devletlerin diğer ulusların güçlerini kendilerine kattıklarını veya diğer ulusların güçlerini rakip ulusun gücüne katmalarına engel olduğunu dile getirmektedir (Morgentahau, 1970). Benzer şekilde Stephan Walt da ittifakı iki ya da daha fazla devlet arasındaki resmi ya da gayri resmi bir güvenlik işbirliği olarak tanımlamaktadır (Walt, 1987). İttifakı iki ya da daha fazla devletin, kendilerinden daha güçlü üçüncü bir devletten gelen tehdide karşı birliği olarak tanımlayan George Liska’ya göre ittifaklar, bir şey için olmaktan çok bir şeye karşı kurulmaktadırlar (Liska, 1968).

Bütün bu tanımlardan ittifaklara yönelik bazı genel sonuçlara ulaşmak mümkündür. Kavramı daha geniş bir kapsamda ele alan, ittifakları askeri araçlar ve güvenlikle sınırlamanın uluslararası örgütlerde oluşan blok oylamaları gibi işbirliklerini dışladığını ifade eden (Snyder, 1990) görüşler olsa da ittifak ağırlıklı ve öncelikli olarak askeri güvenlikle ilişkili bir kavramdır. Devletlerin uluslararası sistemde tek başlarına güvenliklerini sağlamaları, amaçlarına ulaşmaları ve çıkarlarını gerçekleştirmeleri olanaklı değildir. Pek çok devlet bunun için gerekli araçlardan yoksundur ya da bu hedefleri meşrulaştırma ihtiyacı içindedirler. İttifaklar bu şekilde, iki ya da daha fazla devletin herhangi bir saldırı ya da saldırı tehdidine karşı güvenliklerini sağlamak ve karşılıklı çıkarlarını geliştirmek amacıyla bir araya gelmeleriyle oluşmaktadır. Dolayısıyla ittifakı oluşturan devletlerin tehdit algıları ortak ve çıkarları uyumludur. Farklı tehdit algılarına ve çıkarlara sahip devletler de farklı ittifaklar içinde bir araya geleceklerinden dünyanın çeşitli ittifak gruplarına bölünmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Tarihi en az devletler kadar eskiye giden ittifaklara devletleri iten en önemli unsur güvenlik arayışı olmuştur. Kendisini doğrudan ya da dolaylı olarak tehdit altında hisseden ya da böyle bir tehdit ihtimali karşısında güçsüz hisseden devletler bir ittifakın parçası olmanın kendilerine ittifak dışındaki devletlerin sahip olmadığı bir avantaj sağlayacağını düşünür. Özellikle küçük devletler açısından ittifaklar tek başlarına sağlamayacakları bir güvenlik kapasitesi sağlamakta, aldıkları yardım, hibe ve destekler savunma harcamalarını azaltmalarına olanak sağlayabilmektedir. Buna ek olarak ittifaklar, üyeleri arasında savunma dışında farklı alanlarda da ilişkilerin ilerlemesine zemin hazırlamaktadır. Büyük devletler açısından bakıldığında ise ittifakların bu devletlere normalde sahip olmadıkları stratejik avantajlar kazandırması söz konusu olabilmektedir. Sovyetler Birliği ile sınır komşusu olan Türkiye’nin NATO üyesi olması Batı ittifakına ve ABD’ye Soğuk Savaş’ın özellikle ilk yıllarında önemli bir üstünlük sağlamıştır.

İttifaklar çok farklı biçimlerde oluşabilmektedir. En sık rastlanan ittifak türü savunma ittifaklarıdır. Bu tür ittifaklar taraflar arasında bir savunma gücü kurulmasını ifade etmektedir ve müttefiklerden birisine yönelik dışarıdan bir saldırı olması durumunda, saldırgana karşı güç kullanılması taahhüdünü içermektedir. Fakat bütün savunma ittifakları karşılılık esasına dayanmamaktadır. Örneğin 1925 tarihli Locarno Antlaşmasıyla İngiltere ve İtalya, saldırıya uğramaları durumunda Fransa,  Belçika ve Almanya’ya yardım etme taahhüdünde bulunurken bu üç devlet İtalya ve İngiltere’ye karşı aynı taahhüt altına girmemiştir. Saldırmazlık ve tarafsızlık paktları ile antantlar da savunma ittifakları arasında sayılmaktadır. Savunma ittifaklarının yanı sıra saldırı ittifaklarından da söz edilebilir, II. Dünya Savaşı öncesinde Mihver devletleri olarak bilinen Almanya, İtalya ve Japonya arasındaki ittifakı bu yönde değerlendirmek mümkündür.

Allies Day,  Childe Hassam                                                                                     https://humanitiesusa.wordpress.com/2011/02/25/childe-hassam-allies-day-may-1917/

İttifaklar iki devlet arasında kurulabileceği gibi daha fazla devletin katılımıyla çok taraflı da olabilir. I. Dünya Savaşı öncesinde Almanya ile Avusturya Macaristan arasında 1879 yılında imzalanan İkili İttifak ile 1892 Fransız-Rus İttifakı ikili ittifaklara örnek gösterilebilir. Söz konusu devletlerin güvenlik arayışlarının bir parçası olan bu ittifaklar dünya savaşıyla sonuçlanan bir güvenlik ikilemine neden olmuştur. İttifakın dışında kalan devletlerin, bu ittifakların kendilerine karşı kurulduğunu düşünmeleri kendilerini tehdit altında hissetmelerine ve bu tehdidi bertaraf etmek için farklı ittifak arayışlarına girmelerine neden olmuştur. İkili ittifaklar diğer devletlerin katılımıyla çok taraflı ittifaklara dönüşmüş, İtilaf ve İttifak devletleri cepheleri ortaya çıkmıştır. Böylece kurulan her ittifak diğer devletler tarafından tehdit olarak algılanmış ve ittifak ağlarına eşlik eden silahlanma yarışı korkulan savaşı beraberinde getirmiştir.

Çok taraflı ittifakların bilinen ilk örneklerinden birisi Atina ile Sparta arasındaki rekabetten kaynaklanan Peloponez savaşları sırasında, diğer Yunan şehir devletlerinin bu iki devletten birinin yanında yer almasıyla oluşan Atina önderliğindeki Delos Ligi ile Sparta öndeliğindeki Peloponez Ligidir. Yine Napolyon Savaşları sırasında Fransa’ya karşı Avusturya, Prusya ve Rusya arasında kurulan Dörtlü İttifak da çok taraflı ittifaklara örnek olarak gösterilebilir. Fransa’ya karşı kurulan bu ittifak sistemi, Fransa’nın kıta hakimiyeti planının önüne geçerek güç dengesi sisteminin işleyişine de örnek oluşturmuştur. Bu yapıyı korumak amacıyla savaşların sona ermesinin ardından toplanan Viyana Kongresinde de önce Avusturya, Prusya ve Rusya arasında Kutsal İttifak, daha sonra yine İngiltere’nin katılımıyla Dörtlü İttifak kurulmuştur.

Kutsal İttifak
https://russkiymir.ru/en/publications/140061/

İttifaklar resmi olabileceği gibi gayri resmi de olabilir. Resmi ittifaklar tarafların aralarında imzaladıkları ve ittifakla ilgili taahhütlerini ve yükümlülüklerini belirleyen anlaşmalarla kurulur. Bu ittifaklar aynı zamanda açık ittifaklardır. Gayri resmi ittifaklar ise kuralları anlaşmayla belirlenmiş ittifaklara göre daha serbesttir. Tarafların sözlerine dayanan bu ittifaklar tam da bu nedenle güvenmesi daha güç ve daha az istikrarlı ittifaklardır. Gayri resmi ittifaklar açık biçimde yapılabileceği gibi gizli de olabilirler.

Joseph Stalin, Franklin Roosevelt ve Winston Churchill, Tahran – 1943
https://www.history.com/news/big-three-allies-wwii-roosevelt-churchill-stalin

İttifaklar uzun süreli ya da kısa süreli olabilir. Kısa süreli ittifaklar belli ve sınırlı bir tehdide karşı kurulmuş ittifaklardır ve tehdit ortadan kalktığında ittifak da ortadan kalkar. Belli bir savaşın kazanılması amacıyla kurulmuş ittifaklar da bu bağlamda ele alınabilir. II. Dünya Savaşı sırasından Sovyetler Birliği, ABD ve İngiltere arasındaki ittifak Almanya’nın yenilgiye uğratılmasıyla son bulmuş bu türden bir ittifaktır. İttifak üyelerinden birinin ya da bir kısmının ittifakla ilgili yükümlülüklerini ve taahhütlerini yerine getirmemeleri de ittifakların kısa ömürlü olmalarına neden olabilir. Öte yandan süregelen bir tehdit veya tehdit algısının ya da güçlü bir hegemonun varlığında ittifakların uzun süreli olması beklenmektedir.   Uzun süreli ittifaklar uluslararası ya da bölgesel örgütler biçiminde kurulabileceği gibi zaman içinde de örgütleşebilirler. Örgütlere dönüşen ittifaklar askeri amaçlarla kurulmuş olsalar bile ekonomik, sosyal ve siyasi işbirliğini de içerecek biçimde alanlarını genişletebilirler. Bu çerçevede uluslararası örgüt olarak kurulan ittifaklara örnek olarak 1949’da kurulan NATO ve 1955’te esasen NATO ittifakına karşı kurulan Varşova Paktı gösterilebilir. Varşova Paktı Soğuk Savaşın sona ermesiyle birlikte dağılırken NATO, kuruluş koşulları değişmesine rağmen kendisini yeni koşullara uyarlayarak varlığını sürdürmüştür.

Okuma Önerileri:

  • Kitap: George Liska, Nations in Alliance. The Limits of Interdependence, Baltimore, Johns Hopkins Press, 1968.
  • Kitap: Hans J. Morgenthau,Uluslararası Politika Cilt 1, Ankara, Türk Siyasi İlimler Derneği Yayınları, 1970
  • Kitap: Mark Smith, NATO Enlargement during the Cold War: Strategy and System in the Western Alliance, Londra, Springer, 2000.
  • Kitap: Stephen M.Walt, The Origin of Alliances, New York, Ithaca, 1987.
  • Kitap: Thukydides, Peloponnessos Savaşları, İstanbul, Belge Yayınları, 2009.
  • Makale: Brett Ashley Leeds , ve Michaela Mattes, , “Alliance Politics During the Cold War: Aberration, New World Order, or Continuation of History?”, Conflict Management and Peace Science , Cilt. 24 No. 3,, 2007, s. 183-199.
  • Makale: Glenn H.Snyder, “Alliance Theory: A Neorealist First Cut”, Journal of International Affairs, Cilt 44, No. 1, 1990, s. 103-123
  • Makale: Glenn H. Snyder, “The Security Dilemma in Alliance Politics”, World Politics: A Quarterly Journal of International Relations, Cilt 36, No. 4, 1984, s. 461-495.
  • Roman: Alan Gratz, Allies, New York, Scholastic Press, 2019.

İzleme Önerileri:

  • Film: The Longest Day (En Uzun Gün), 1962.
  • Film: Dunkirk (Dunkirk), 2017.

Görüntülenme Sayısı: 194