Ekonomik Güvenlik

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Ekonomik Güvenlik

Yazar: İnan Rüma  

Güvenlik insanların kendisini tehdit altında hissetmemesidir. İnsanların giderek en büyük tehdit alanı olarak hissettikleri ekonomik güvenlik ile ilgili yaygın dört tanım vardır. Birincisi, bir ülkenin kendisini askeri olarak savunabilmesi için gerekli ekonomik ilişkiler içerisinde olabilmesi, örneğin silah ve teknoloji edinebilmesidir. Bu tanım güvenliği askeri anlamda ele alır ve ekonomiyi de ticaret ve yatırım üzerinden tanımlar. İkinci tanım da gene askeri-siyasi güvenlik bağlamında düşünülmektedir. Buna göre, ekonomik siyaset araçlarının savunma veya saldırı amacıyla kullanılması, örneğin boykot, ambargo, enerji arzının kısılması ve benzeri hareket ve yaptırımlar kastedilmektedir. Üçüncü tanım da rakip veya hasımların güvenliğine ekonomi yoluyla zarar vermeyi içerir ve jeoekonomi terimini kullanmayı tercih eder. Jeoekonomi terimi ile ekonomide korumacı siyasetler ile ekonomik güç analizi üzerinden ekonomik güvenlik tanımlanır. Böylece, devletlerin güç birikimi amaçlı olarak ekonomik araçları kullandığını/kullanması gerektiği öne sürülür ve dolayısıyla liberallerin serbest piyasa ve serbest ticaret ile genel bir iyilik üretileceği iddiasının geçersizliği gösterilmeye çalışılır. Dördüncü tanım ise ekonomik güvenliği geniş anlamıyla küresel ekonomik, sosyal ve ekolojik istikrarsızlık çerçevesinde ele alır.

Bu son tanım bağlamında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (International Labour Organization-ILO) tanımı da düşünülebilir: Ekonomik güvenlik eğitim, sağlık, barınma, bilgi edinme, sosyal koruma gibi temel sosyal güvenlik ve iş hayatı ile ilgili güvenliktir. İş hayatı ile ilgili güvenlik de gelir, temsil, iş piyasası, istihdam, işyeri güvenliği ve mesleki eğitim gibi ögeleri içerir. Bu tanım temel bir ayrıma işaret eder: Devletlerin veya ulusal veya küresel şirketlerin güç biriktirmesi ile insanların güvenliği arasındaki ilişki. Dolayısıyla, ilk üç tanımdaki devlet merkezlilikten farklı olarak insan merkezli olarak hareket edilmektedir.

Pawel Kuczynski’nin Dollar başlıklı eseri

Devlet merkezli dış politika ve güvenlik çalışmalarının tarihsel olarak bir ekonomik güvenlik boyutu olageldiği söylenebilir. Antik dönemin modern dönemde de ününü koruyan Çinli düşünürü Sun Tzu’nun Savaş Sanatı başlıklı meşhur kitabında, kısıtlı kaynakların stratejik kullanımı, amaca uygun teşvikler yaratılması gibi ekonomik güvenlik ögelerini izlemek mümkündür. Hakezâ, devletin güç ilişkileri çerçevesinde güç birikiminin hep bir ekonomi politik boyutu olagelmiştir. Örneğin, sanayileşme ve özellikle askeri güvenlik ile de ilişkili olan teknoloji üretimi ve ağır sanayi ulusal güvenlik için asal görülmüştür. Nitekim ekonomik güvenlik tanımları içerisinde de ekonomik kapasite ile askeri kapasite arasında bir ilişki gözlemlemek mümkündür.

Devletlerin ulusal çıkar bağlamında belirlediği güvenlik siyasetleri hep ulusal ve uluslararası ekonomi politik boyutu göz önüne almak durumunda kalmıştır. Örneğin, ABD ve Britanya’nın ana güvenlik stratejileri üzerine yapılan geniş çaplı bir araştırmada, bu ülke üretimlerinde yer alan fâillerin ekonomi politik amaç ve stratejilerinin etkileri saptanmıştır; ihracata yönelik faaliyet gösteren fâiller küresel ihracat rekabetinde yer aldıklarından sürekli dış pazar arayışındadır. Bu nedenle, uluslararası müdahaleci siyasetleri desteklemişlerdir. Bunun zıttında ise, iç pazara yönelik faaliyet yapanlar bulunmaktadır ve daha ziyade dışa kapalılık anlayışını dışavurmuşlardır. Belirlenen ve her hâlükârda ulusal çıkar olarak savunulan güvenlik siyasetleri de hükümetlerin hangi grupla nasıl bir ilişkisi olduğundan etkilenmiştir.

Ekonomik güvenlik tanımları güncel dünyada somut olarak örneklenebilir. Amerika Birleşik Devletleri Trump yönetimi altında (iken) (jeoekonomi de denilen) ekonomik milliyetçi siyasetler izlemiştir. Bu siyasetleri ilân eder ve uygularken ana amacının da Amerikalı çalışanların ekonomik güvenliğini sağlamak olduğunu iddia etmiştir. Bu iddiaya göre, Çin Halk Cumhuriyeti Amerika’nın serbest piyasa ile serbest ticaret düşüncelerini suiistimal ederek, Amerikan piyasalarında Amerikan ürünlerine karşı haksız bir rekabet avantajı elde etmektedir ve bu da Amerikalı çalışanların işsizlik veya düşük ücret gibi ekonomik güvenlik sorunlarıyla karşılaşmasına yol açmaktadır. Ticaret savaşları denen ekonomik korumacı önlemlerle ABD, Çin’in ekonomik güç ve etkinliğini azaltmayı amaçlamaktadır. Bu anlamda, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tanımındaki gibi çalışanların iyiliğini temel alan bir söyleme rağmen, ABD’nin aslında devlet düzeyinde rakip veya hasımların güç ve güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan bir siyaset izlediği söylenebilir. ABD’nin bunu savunma amaçlı yaptığı söylemi ile Çin’in bunu bir saldırı olarak algıladığını ifade etmesi de not edilmelidir. Askeri güvenlik bağlamında olduğu gibi savunma ve saldırı tanımları pozisyon ve fâillere göre değişmektedir.

Türkiye de Trump yönetiminin benzer bir tavrı ile bir ekonomik güvenlik sorunsalına dahil olmuştu. Trump’ın sık kullandığı bir iletişim aracı olan Twitter mecrasında da ifade ettiği gibi Türkiye’nin çelik ve alüminyum ihracatına gümrük vergileri arttırılmıştı. Aşağıda görülebileceği gibi, bu uygulamalar, açıkça Türkiye ile ilişkilerin iyi olmadığı ifadesi ile siyasi ilişkiler bağlamına da atıfta bulunmaktadır. Dahası, Türk lirasının değer kaybetmesi Amerikan dolarının yani Amerikan yönetiminin gücü olarak gösterilmektedir. Bu iletinin ekonomik güvenliğin ögeleri olarak dış ticaret ve paranın değerinin siyasî güvenlik ile ilişkisinin net bir örneği olduğu söylenebilir.

Aynı şekilde, Trump Suriye iç savaşında uyguladığı siyasetin amaçları çerçevesinde Türkiye’ye açık bir ekonomik güvenlik tehdidi ifade etmişti. Aşağıda görülen iletisinde Amerika’nın Suriye’den çekilmesi esnasında “eğer Kürtlere saldırırsa” Türkiye’yi ekonomik olarak yıkmakla tehdit etmesi, siyasi bir amaca ulaşmak için ekonomik ilişkileri bir tehdit veya saldırı amaçlı kullanmaya sarih bir örnek teşkil etmektedir.

Sonuçta, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün  tanımı çerçevesinde ekonomik güvenlik kavramına toplum ve insan düzeyinde yaklaşmak anlamlı görünmektedir. Silahlı çatışma alanları dışında yaşayan milyarlarca insanın temel sorunu istihdam ve sosyal güvenlik olarak ifade ettiği görülmektedir. Ekonomik güvenlik insanların temel ihtiyaçları olan gıda, giyim, barınma, sağlık hizmetlerine erişim gibi ögeler üzerinden tanımlanabilir. Dolayısıyla, devletin ekonomik güvenlik sağlaması da yurttaşlarının temel ihtiyaçlara erişimini arttırmak olarak görülebilir. Bu anlamda kavram, gıda güvenliği, sağlık güvenliği ve ekolojik güvenlik ile de yakından ilişkilidir.

Daha fazlası için:

Okuma Önerileri

  • Kitap: Narizny, Kevin, The Political Economy of Grand Strategy, New York, Cornell University Press, 2007.
  • Makale: Cable, Vincent, “What is International Economic Security”, International Affairs, Cilt 72, No 1, 1995, s. 305-324.
  • Makale: Mesjasz,  Krakov, “Ekonomik Güvenlik”, Uluslararası İlişkiler,  Cilt  5, No. 18, Yaz 2008, s. 125-150.
  • Öykü: Kemal, Orhan,Ekmek Kavgası, İstanbul, Everest Yayınları, 2020.
  • Roman: Steinbeck, John, Gazap Üzümleri, çev. Belkıs Dişbudak, İstanbul, Sel Yayıncılık, 2015.

İzleme Önerileri

Dinleme Önerileri

Görüntülenme Sayısı: 124