Barış

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Barış

Yazar: Fulya Aksu Ereker

Barış, tıpkı karşıtı savaş gibi tarihin en eski kavramlarından biridir. Barış en sık kullanılan tanımıyla bir şiddet ve savaş halinin ya da tehdidinin olmamasını ifade eder. Barış savaştan yola çıkarak tanımlandığında, esas olanın savaş olduğu algısı doğar. Buradan yola çıkarak, iki ya daha fazla taraf arasındaki silahlı çatışmaları sona erdirmeyi hedefleyen görüşmeler barış görüşmeleri ya da barış konferansı, bu görüşmeler sonucunda imzalanan anlaşmalar ise barış anlaşmaları olarak nitelendirilmektedir.

Barışın evrensel kabul gören sembolü

Savaş ile barış arasındaki ayrımın daha da silikleştiği durumlar bulunmaktadır.Barışı sağlamak amacıyla tarafları çatışmayı sonlandırmaya zorlamak adına silahlı kuvvetlere başvurulması, bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu yakın ilişkiye rağmen barışı savaş durumunun yokluğu bağlamında tanımlamak bir hayli sınırlı bir yaklaşımıdır, zira esas olarak savaş tanımında kullanılan fiziksel şiddet öğesine odaklanılmaktadır. Oysa barış, fiziksel şiddetin bulunmamasından çok daha geniş bir anlam ve içeriğe sahiptir. Her şeyden önce şiddet, sadece fiziksel araçlarla doğrudan ortaya çıkan bir olgu değildir, daha ziyade gündelik olarak karşılaşılan yapısal bir sorundur. Bu açıdan bakıldığında, güvensizlik, ırkçılık, cinsiyetçilik ve her çeşit ayrımcılık, ekonomik eşitsizlik ve fırsat eşitsizliği, toplumsal ve siyasal baskı da aslında şiddet türleri olarak kabul edilir. Bunların gerek bir devlet içinde gerek uluslararası sistem içinde söz konusu olduğu hiçbir durumda barıştan söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla barışın sadece sıcak çatışmanın yokluğu olarak tanımlanması, tüm eşitsiz ve adaletsiz koşullarıyla yapısal sorunların bir sorun olarak görülmemesi, bir anlamda yok sayılmasına neden olur. Buna karşılık, söz konusu sorunların varlığı ve devamı fiziksel şiddetin ortaya çıkışı için elverişli bir ortam yaratmakta ve dolayısıyla barış ve güvenliği sürekli olarak tehdit etmektedir.

Barışın geleneksel tanımı olan sıcak çatışma yokluğu, negatif barış olarak tanımlanmaktadır. Negatif barış, devletlerarasında olduğu kadar devletlerin kendi içlerinde de çatışmanın olmamasını kapsar. Ateşkesler ve barışı koruma operasyonları bu anlamda negatif barış ile ilgilidir. Bu operasyonlarda taraflar arasındaki sıcak çatışmaların sonlandırılması hedeflenmektedir. Pek çok örneğin gösterdiği gibi çatışmaların sona ermesi, savaşa neden olan çatışma dinamikleri varlıklarını korumaya devam ettirdiğinden barışın sağlandığı anlamına gelmemektedir. Her an yeni çatışmalara gebe bu tip durumların barış olarak tanımlanması oldukça güçtür, üstelik barış olarak nitelendirilmesi durumunda bile sağlam temelleri olmayan bir barış söz konusudur. Nitekim barış operasyonları ve ateşkeslere rağmen barışın bir türlü sağlanamadığı ve barış süreçlerinin görüşmeler dışında herhangi bir şey yapılmaksızın devam ettiği pek çok örnek bulunmaktadır. Uzun yıllardır devam eden Kıbrıs barış müzakereleri bunun tipik bir örneğidir. Barış anlaşmaları bile çoğu zaman silahlı çatışmayı sonlandırmaya odaklandığından taraflardan en az birini, hatta bazen tümünü tatmin etmekten uzak olduklarından kalıcı bir barış sağlamaları mümkün olmamaktadır.

Uluslararası Kadınlar Kongresi – Lahey, 1915

Pozitif barış ise daha çok adalet merkezli bir barış anlayışı içerir. Toplumlarda ve devletlerdeki adaletsizliklerin, eşitsizliklerin, korku, baskı ve ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına odaklanır. Böylece sadece fiziksel değil, aynı zamanda yapısal şiddeti de sonlandırmayı hedefleyen pozitif barış anlayışı, insan güvenliği yaklaşımının bir parçasıdır.  Bu barış tanımına göre devletlerin siyasi, ekonomik, toplumsal, hukuki, bürokratik bütün kurum ve uygulamalarıyla sağlayacakları güvenlik, düzen, toplumsal adalet, temsil, insan hakları, eşitlik ve refahla herkese eşit fırsatlar sunmalıdır. Gerçek anlamda barış ancak insanların kendilerini güvende hissedecekleri böyle bir ortamda sağlanmış olur. Burada öncelikli olan devletlerin ya da uluslararası kurum ve kuruluşların değil insanların barışı ne şekilde tanımladığıdır. Ancak bu şekilde ileride ortaya çıkabilecek çatışma dinamiklerinin de ortadan kaldırılması sağlanmış olur. Bu tip bir barış anlayışı, barışı varılacak bir hedeften çok sürekli devam eden bir süreç ve ilerleme olarak görmektedir. Bu süreç devlet düzeyinde ve uluslararası düzeyde ilerleyebileceği gibi bu iki düzeyin bir arada ilerlemesi şeklinde de gelişebilir.

Devletler dışında da pek çok kurum ve kişi barışa yönelik çabalara katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda barış aktivizmi 19. yüzyıldan itibaren giderek büyüyen ve çeşitlenen bir hareket olarak bu kişi ve kurumların çabalarının bir ifadesi haline gelmiştir. Pek çok başka hareketle kesişen ve hatta iç içe geçen barış aktivizmi, savaş karşıtlığı kadar ‘haklar’ temelli pozitif barış anlayışının gelişmesinde de önemli bir dinamiktir.

Immanuel Kant, Ebedi Barış

Barışın sağlanması ve sürdürülmesi güvenliğin her boyutunu ilgilendiren ve bu nedenle de insanlığı en çok meşgul eden konulardan biridir. Bu bağlamda ortaya konan teorilerden en önemlisi ve üzerinde en çok tartışılanı demokratik barış teorisi olmuştur. Demokratik barış teorisinin temelleri, Immanuel Kant’ın Ebedi Barış Üzerine Felsefi Bir Deneme eserine dayanmaktadır. Teorinin temel varsayımı demokratik devletlerin birbirleriyle savaşmadıklarıdır. Buradan yola çıkarak demokrasilerin dünya genelinde yaygınlaştırılmasıyla, savaşların da sonlanacağı sonucuna varılmaktadır. Böylece aslında uluslararası barışa da ulaşılması beklenmektedir. Fakatbunun gerçekleşmesi barışın olduğu kadar demokrasinin de nasıl tanımlandığı ile yakından ilişkilidir. Her iki kavramın da dar tanımlarıyla ele alınmasının, gerçek anlamda kalıcı barışa hizmet etmesini beklemek mümkün değildir. Bu bağlamda, sürdürülebilir ve kalıcı bir barış sağlanması arayışıyla ortaya konan bir yaklaşım haklı barıştır. Haklı barışın hedefi barışla beraber adaletin de sağlanmasıdır. Bunun için öncelikle, çatışmaya konu taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin taleplerini kabul ederken, kendi taleplerinden ödün vermeye hazır olmalı, bu şekilde ortak değer ve kurallar oluşturulmalıdır. Barışa ilişkin bu yaklaşımların hiçbiri tek başına yeterli olmamakla beraber varlıkları barış adına önemli katkılardır.

Daha fazlası için:

Okuma Önerileri

  • Kitap: Lothar Anna Geis Brock ve Harald Müller, Democratic Wars: Looking at the Dark Side of Democratic Peace, Houndsmills, Palgrave, 2006.
  • Kitap: Immanuel Kant, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Bir Deneme, çev. ve der.  Nejat Bozkurt, İstanbul, Say Yayınları, 1795.
  • Makale: Bruce Bueno vd. de Mesquita, “An Institutional Explanation of the Democratic Peace”, American Political Science Review Cilt 93, No 4, 1999, s. 791-807.
  • Makale: Sebastian Rosato, “The Flawed Logic of Democratic Peace Theory”, American Political Science Review, Cilt 97, No 4, 2003, s. 585-602.
  • Roman: Günter Grass, Teneke Trampet, Ankara, Akılçelen Kitaplar, 2015.  
  • Roman: Jaroslav Hašek, Aslan Asker Şvayk, çev. Celal Üster, İstanbul, Can Yayınları, 2006.
  • Web sitesi: https://www.sipri.org/ – Stockholm International Peace Research Institute
  • Web sitesi: http://www.hawaii.edu/powerkills/BIBLIO.HTML – Democratic Peace Bibliography

İzleme Önerileri

  • Film: Paradise Now (Vaat Edilen Cennet), 2005.
  • Film: Gandhi (Gandhi), 1982.
  • Film: Joyeux Noël (Ateşkes), 2005.
  • Film: Born on the Fourth of July (Doğum Günü), 1989.
  • Film: Waltz with Bashir (Beşir’le Vals), 2008.
  • Film: Paths of Glory (Zafer Yolları), 1957.

Dinleme Önerileri

Görüntülenme Sayısı: 32